Hiç yalnızlık şiiri yazmamıştım yaşım otuz üç
Yarlar yarenler bana ha çok olmuş gah hiç yok
Ne sır perdesi araladım bu tül ü güneşlikli hayatta
Ne derunu enderunumdan çıkarıp söyledim şiirlerimi
Hak mı lan bu! Diyebilseydim
Misal ortaokul sıralarında
Bombayı patlatsaydım okulun bodrumunda
Deniz subayının kızıymış napoliten
- böyle yazılmaz herhalde napoliten
biz gene devam edelim şiirimize kaldığımız yerden-
ne şiir söyleyeceğim tutardı sanırsam
Ne aşk ne adaletşinaslık ne de bir ad
Hakan Aslanbenzer, şair, dünyaya saldıran, filan
Vazife yeterdi çoktu, dostluk başımı döndürüyordu
Bir kızın kaşlarını bilmem napan ayva tüylerinden çok
Belinden, kalçalarından memeler dudaklar futbol
Maksim Gazinosu CSO korosu Koro bölümü Beethoven
9. senfoni Hürriyet Gazetesi ANAP basket ve satranç
Fark etmez bir dostluk için dostluğun konusu
Ey gepgenç günlerimin hanende kırıtan dostluk korosu
Ey muhallebi çocukları muhallebisiz Ankaranın
Benetton dolayısıyla smart, Tivoli sayesinde cool
San Fransisco Spagetti House dolaylarından capuccino&blues
Akmanda frambuazlı bir ana’ne
Hacı Arifte çatallı bıçaklı kuzin kuzen
Depeche Mode lacivertinden bir akşam
Bir firaklı fraklı Vedat Dalokaydan bir akşam
Cebimde beş kuruş yok iftara bir saat var
Geçiyorum ve gidiyorum aranızdan
Kafiye yapıyorum bir nevi
Toplum yapıyorum şaka yapmıyorum konuşmuyorum
Dergi de yapmıyorum henüz şiir de söylemiyorum
Böyle acayip bir durumdayım Allahın bir durumu
Allahın ve Peygamberin bir durumundayım vakit akşam
İftara bir saat var Alah var ben varım
Muhammedi seversen dedim haya ettim Ya Allah
Bile demedim
Geçtim kıyısına toplumun camilere geldim
Mert kal’ası camiler